Bu hafta hangi konuda yazayım diye düşünürken, birden “alışveriş listeler”i ya da “evinizde hangi köşeleri yaratabilirsiniz” tarzında bir yazıyı gönlümün pek de istemediğimi fark ettim.
Aslında geçen hafta fırsat buldukça herkesin
hoşuna gidebilecek pek çok vitrini taradım. Çok güzel şeyler de beğendim. Unutmamak için katalogları alıp, akşam kanepemde çayıma katıp sizin için listeler çıkardım.
Kimini çok beğendim, ben de alsam dedim, kimine biraz iç çektim, kimini ise
açıkçası pek de anlamlı bulmadım, ve bütün bunların sonunda yine evimin huzur ve keyif veren sıcaklığında çok da fazla bir değişiklik yapmamaya kara verdim.
İnanın çok sade bir evde oturuyorum, hiç bir şey gereğinden fazla değil, olmasını da
istemiyorum. Az olana karşı duyduğum bu tutku son dönemin minimalist modası değil, aksine eşyanın çok olduğu ortamları da severim, ihtiyacı olan için döşemişliğim de vardır, ama son dönemlerde ev dekorasyonunda belli bir yorgunluk hissediyorum.
Vitrinlerde her şey sunuldu, artık denenmeyen bir şey kalmadı. Hatta dün, şık melamin tabaklar gördüm. Gerçekten çok can alıcı renklerde yapılmışlardı ve bir an için yaz ayında ne kadar hoş olabilir hele de bir pazar sabahı arkadaşlarınızla balkonda
kahvaltı yaparken diye düşündüm, sonra vazgeçtim…
Belki hatırlarsınız, her şeyin başı dekorasyon oldu diye bir yazı yazmıştım, 1-2 sene önce. O yazımı hatırladım birden, gerçekten de değişen bir şey yok. Vitrinler yıldırım hızıyla dönüyor ve
bir süre sonra tekrar aynı şeyleri görüyorsunuz. Bu arada siz ancak salonunuzda modayı yakalamışsınız ve diğer odalara tam sıra geldi derken bir bakıyorsunuz, aa salonun modası geçmiş….
Peki şimdi ne yapacağız derken, alışverişe hız
veriyorsunuz, sonra evinizde aslında çok da gönlünüzden geçmeyen ve neden aldığınızı hiç hatırlamadığınız bir sürü eşya birikiyor.
Tabii şimdi şunu da sorabilirsiniz,”peki evimizi dekore etmeyelim mi, yoksa alışveriş yanlış mı ?” Tabii ki
dekore de edebilirsiniz, alışveriş de, sadece modanın gelip geçiciliğini hissedin, ve kendinize güvenin. İçgüdüleriniz size iyi geleni seçecektir.
Yaz sıcakları birden bire geldi.Bu sıcaklarda evini yeniden döşeyecek, hatta yeni bir ev kuracak
olanlar için her şey daha kafa karıştırıcı olabilir. Bense bu dönemi tamamen tersine zevkli, şaşırtıcı ve biraz da heyecan verici bir hale çevirmek gerektiğini düşünüyorum.
Onun için size bu duyguları evinizde nasıl harekete geçireceğinizi
anlatmak istiyorum. Seçimi kendiniz yapabilirsiniz, sonuçlarından da emin olabilirsiniz. Dediğim gibi, sihir değil ama gözle görünür bir farklılık yaratacağınız kesin…
Her zaman en vazgeçilmez olan beyazdır. Her yerde, her şey için gönül
rahatlığı ile seçebilirsiniz. Beyaz kanepe, beyaz tül, beyaz yumuş halı, beyaz fincanlar, beyaz yemek takımı, beyaz nevresim, beyaz havlu…
Listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Aslında bu, biraz oyun gibidir. Beyaz bir şeyler almaya
başladınız mı, devamlı beyaz satın almak istersiniz. Şimdi esas mesele beyazın neler ile birlikte daha iyi sonuç vereceği olur ki, cevap sizi çok rahatlatacak inanın, her rengin her tonuyla…
Beyaz ve turkuaz, beyaz ve nil yeşili, beyaz ve
lacivert, beyaz ve leylak, beyaz ve seveceğiniz her renk…
Haftalardır her yazımda muhakkak beyaz alın beyaz kullanın diyorum, sıkılmış olabilirsiniz, ama çok geçerli bir nedenim var. Beyaz tüm enerjilerin temizlenmesini sağlar ve belli bir
mekansal saflık oluşturur. Evinizde ağırlıklı beyaz yarattıktan sonra istediğiniz biçim ve renkler çok daha rahat oluşur, çünkü ancak bu beyazlığı yakaladıktan sonra eskilerinizle vedalaşabilirsiniz.
2. sihir seçeceğiniz kumaşla gelir. Beyaz
en iyi amerikan bezi ile kullanılır ve sonrasında pamuklular ile.
3. sihir ahşabın hiçbir zaman vazgeçemeyeceğiniz yumuşaklığıdır. Çok koyu venge tonlarını bile sevseniz, ahşap pamuklu ve beyaz üçlüsü size her zaman kendinizi iyi
hissettirecektir.
Şimdi evinize bir de bu gözle bakın. Artık gözünüz diğer renk ve dokuları ayıklayacaktır. Sonra bir de onların yerine bunları yerleştirin, hoşunuza gitti mi?
Yaz için bir arkadaşım büyük kanepelerine amerikan bezinden
kılıf diktirdi. Yerdeki kırmızı halısı duruyor ama beyazlığın verdiği rahatlıkla çok mutlu.
Diğer bir arkadaşım bu “her yerde beyaz var” sloganı ile tüm banyosunu beyaz yaptı. Şimdi artık hangi renkleri sevdiğine daha rahat karar verebildiğini
söylüyor. Eskiden yeşil sevdiğini düşünürken aslında pembenin ona daha iyi geldiğini tamamen içgüdüsel olarak hissetmiş durumda. Beyaz banyo halısı, beyaz sabunluk takımı, beyaz çeşitli boylarda havlular ve beyaz çerçeveli bir ayna ile kavuştu bu
huzur dolu sonuca.
Diğer bir arkadaşım aynı işi mutfağında yaptı, çünkü o yemek yapmayı çok seviyor ve lezzetli de pişiriyor.Her şey beyaz bir saklama kabı ile başladı. Sonra onu beyaz bir süzgeç takip etti, arkasından beyaz bir fırın kabı da
aldıktan sonra “ben bu beyaz işine bayıldım” dedi. Ona beyaz önlük ve eldiven almış arkadaşları geçen gün. O da kendine beyaz peçeteler ile uzun zamandır vitrinde görüp de hangi rengini severim diye bir türlü karar veremediği çiçek kabartmalı yemek
takımının beyaz olanını…
Listesi devam ediyor ve bu işten çok keyif aldığını söyledi. Hatta ahşap / hasır karışımı katlı bir mutfak sepeti görmüş. İçindeki amerikan bezinden örtüleri de keşfedince almaya karar vermiş.
Size daha
uzun bir liste verebilirim, ama amacım sizi yine bir alışveriş çılgınlığının içine sokmak değil,tam tersi belki bir mola ya da rahat bir nefes almanızı sağlamak.
Beyaz her zaman her şartta evinizde kullanılır; hiçbir zaman modası geçti diye
bir endişeniz olmaz.
Onun için bırakın kendinizi, biraz evinizin keyfini yaşayın; bu oyunu sevebilirsiniz, size çok zor gelen pek çok alışveriş ve dekorasyon maceranız da tatlı anılar defterine yazılır gider.
Sevgilerimle
Dr. Mimar Lerzan Aras