Evim ve ruhum yaz sıcaklarında mola verirken, vaktimin çoğunu geçirdiğim yeni bir mekan oluştu hayatımda : banyom…
Eskiden beri banyoları severim. Onların kendi içlerine dönük, sessiz halleri çok hoşuma gider. Genelde banyoların güneşe
açılan pencereleri de pek olmaz. Sizin gönlünüze göre seçtiğiniz bir ışık ile aydınlanır, sizin seçtiğiniz renklerle solar ya da canlanır. Aslında sizi en çok yansıtan mekan da banyodur. Kendinizle baş başa kaldığınız, tazelendiğiniz, günü tamamen
unutabildiğiniz tek kaçış yeridir…
Hep dediğim gibi, banyolar ay enerjisi taşır. Ay, ise anne enerjisini ifade eder. Aynı annenin verdiği şefkat ve bakım gibi, banyo da sizi sarar, kucaklar ve kendinize gelmenizi sağlar. Düşünün fark
edeceksiniz, çok yorgun olduğunuzda ilk önce banyoda bir duş alarak dinlenmeye geçersiniz, çok güzel bir güne ya da geceye başlamak için de ilk durak banyo olur.
Ama bütün bunların ötesinde, banyo bizi dış dünyanın görmediği her halde görür.
Kendimizi savunmak ihtiyacımızın olmadığı, en dinlendiren ve rahatlatan mekandır.
Ruhumun şu aralar banyoda aldığı keyif bu yüzden çok işe yaradı. Bedenimin dinlenmesi bir yana, evde gerçekten her zamankinden daha sakin ve yumuşak bir atmosfer
oluştu.
Alışveriş listesi olsun diye değil, ama banyomun ve benim çok sevdiğimiz şeylerin bir listesini yaptım. Üstüne başka alternatifler de ekledim.
Bu yaz sıcağında bana iyi bir fikir gibi göründü, siz ne düşünürsünüz bilemem…
Her şey, bir seyahat dönüşü valizimi boşaltırken başladı aslında. Aman Tanrım, banyoda dolabın üstüne çıkardıklarım bitmek bilmedi, nemlendirici çeşitleri, kremlerin güllüsü, lavantalısı, nanelisi bademlisi, yığınla makyaj malzemesi ki, bir kısmı
işe yaramaz durumda, çeşitli şampuanlar, banyo tuzları, mumlar…
İnanın kullanmadığım şeylerin listesi bir sayfa oluşturabilir. Neyse ki, o akşam ruhumda mola verilmişti bile, hemen ne var yok toplandı, kullanılmayan her şey atıldı, banyomda
oluşan ferahlık ve boşluğun verdiği iyi duyguyla da hemen yeni listeler yapıldı. Ama zannetmeyin ki, banyoya havlu, halı, gibi şeyler alayı düşündüm; konu tamamen benimle ilgiliydi.
Bu sene zeytinyağı ile bakım çok moda. İşe yaradığı da
kesin. Zeytinyağlı şampuanlar, saç bakımları, vücut kremleri hatta losyonları ve maskeleri var, kullanmadıysanız kesinlikle tavsiye ederim. Banyoda yenilenme zamanında onlar için bir köşe ayırabilirsiniz.
Lavantadan hiçbir şartta vazgeçemem.
Onun verdiği rahatlık duygusu başkadır. Zaman zaman body shop larda aklımı çelen başka kokuları görsem de henüz hiç biri ruhumu ikna edemedi, ama belki siz seversiniz diye söyleyeyim, şeftali ve yeşil çay kokuları da yazın banyoda mutluluk
verebilir.
Makyaj malzemelerim azalınca geniş bir gri kase ile onları banyoya yerleştirdim. Yanında lavantalı kremlerim ve pudralarım var, hem onun yanında da zeytinyağlı bir dizi başlıyor…
Ama hepsi o kadar…
Çamaşır makinesinin
üstünde artık güzel bir sepet var, içinde yumuşatıcı ve deterjanlarla,
yerdeki halılar kaldırdım, hasır koymayı planlıyorum, ama şu an için bir girişimde bulunmadım.
Sevdiğim bir arkadaşım tarçınlı sabun hediye etti geçen gün, tarçın
kokusunu çok severim, rengini de… Banyomun kendiliğinden yeni bir kokusu oluştu. Dolapta duran havlularım da artık dışarıda duruyorlar.
Banyom ciddi bir sakinliğe kavuştu. Konu sadece ortalıkta duran eşyaların azaltılması değil. Sakinlik
banyoda kendime ayırdığımız zamanın keyfi ve kalitesi ile başlayan yepyeni bir biçim edindi. Çamaşır yıkanan, banyo yapılan, evin karanlıkta kalan odası olmaktan çıkan bir banyo kadar bu yaz sıcağında ruhunuza hiçbir şey iyi gelmez inanın.
Süs
ve abartının her zaman insan ruhunu yorduğunu düşünürüm. Sadeliğin kendine göre yaratıcı bir yüzü ve cesareti vardır gibi gelir bana.
Bu duygu ile bir mekanı arındırdığınızda aynı duyguları hissedersiniz. Sizden akan bu enerji mekana da
yansır.
Banyolar yenilenme mekanı olduğu için, kendi de sürekli yenilenmek ister, ama sakın yeni bir şeyler almak, süslemek olarak düşünmeyin. Sadece parlak, temiz ve yeni ve de gerçekten düz renkli objeleri sever banyolar.
Bu arada
banyo alışveriş listesi bazen klasiğin çok dışına çıkabilir. Bir arkadaşımın oldukça geniş banyosunda sallanan antika bir sandalye bile vardı, Bazen bir paravan, penceresi varsa önünde beyaz bir kuş kafesi, bir küçük kitaplık, isterseniz duvarda
tablolar, ruhunuzdan ne geçerse… Önemli olan sade ve beyazı hissedebildiğiniz bir ortam olsun.
Her zaman alışılmış banyo reçetelerinden kaçınırım. Sabunluklar, havluluklar, banyo sepetleri,spot ışıklar, değildir, banyoda sizi mutlu eden.
Siz kendi renginizle ona biçim ve ruh kazandırırsınız. Bir arkadaşım banyosunda yerleri beyaz halı kaplatmıştı. Banyoda kocaman bir ayna ve önünde minik sabunlar ve şık bir abajur dışında hatırladığım sevimli bir de raf var. Benim dolabımın
üstüne koyduğum sabunlarım, kremlerim onun raflarında diziliydi. Ve o kadar sade ve oraya ait duruyorlardı ki anlatamam. Eve her gelen misafirin banyoda bir süre vakit geçirdiğini söylüyordu. O beyaz halı hiçbir zaman kirlenmedi. Sadeliği ise hiç
değişmedi…
Ruhunuzdan bu aralar ne geçiyor bilmiyorum, ben sadece yorgun evler için diyorum ki, “evinizi bir aylığına Çeşme’ye tatile yollayın da kendine gelsin” ( Çeşme’yi bilenler anlar… ), isterseniz kendinizi de yanına
katın…
Sevgilerimle
Dr. Mimar Lerzan Aras