Sizde de aynı duygu var mı bilmiyorum, ama ben sonbahar evimi çok özledim. Bu sene yaz ayı gerçekten fazla sıcak oldu. Dayanmanın ötesinde, “artık güneşin sıcağını uzun süre özlemeyeceğim” diyenlerimiz çoğaldı. Her ne kadar balkonlarda teraslarda
oturmak, serin limonatamızı içip evin içinde yalınayak dolaşmayı sevdiysek de, ben sıcak yumuşak yastıklarımı, içi müflonlu terliklerimi, en önemlisi yağan yağmurun gece çıkardığı sesi dinleyerek içtiğim kahvemin tadını özledim, vee artık yaz,
evimden çıksın istiyorum.
Havaların serinleme ihtimali her ne kadar daha uzak bir ihtimalse de, ben sonbahar hazırlıklarına başladım. Bu duygu bana iyi geldi, çünkü evde ortalıkta işe yaradığını düşündüğüm pek çok şeyin aslında sadece yer
kapladığını gördüm. Şuna da bir kere daha karar verdim, yaz aylarında insan evi için daha çok alışveriş yapıyor.
Güneşin getirdiği sıcaklık, ama aslında ciddi de bir yorgunluk var; bunu gidermek için serinletici olacağını düşünerek evlere
aldığımız da çok eşya.
İşe dolaplardan başladım. Gelecek sene kullanmak isteyebileceğimi düşünmediğim her şeyi kaldırdım. Mutfak ve banyo ile başladı bu çalışma.
Aslında bir cins detoks çalışması da diyebiliriz. Hani evim ve ruhum yaz
sıcaklarında dinleniyordu ya, bu dinlenmenin sonunda yeni bir biçimin her ikimize de iyi gelebileceğine karar verdim.
Bunlar biraz radikal kararları da içerdi. Her zaman derim, ruh halimiz evdeki pek çok şeye yansır. Benim de kısa bir süre
önce beyazlara büründürdüğüm evimde şimdi bambaşka bir hava esiyor. Beyazdan asla vazgeçmedim. Beyazın getirdiği temizlik ve konfor duygusunu başka hiçbir renk ile yaşamak benim için mümkün değil. Ancak bu aralar belki de gerçekten sonbaharın
serinliğini çok özlediğimden sıcağı bastıracak toprak ve su renklerine ilgim arttı.
Dekorasyonun zaman zaman hayatımızda fazlaca yer kapladığını düşünmüşümdür. Değişiklik güzel olmakla birlikte, modanın baş döndürücü güzelliğine kendimizi
kaptırmanın ve aman evimi çok şık yapayım düşüncesi ile girişilen çabaların çok da işe yaramadığını her zaman gördüm.
Önemli olan tek bir kelime var ve bu aralar hayatımda yaz sıcaklarına iyi geldiğini hissediyorum; o da “yeni ve sade”...
Sadelik tabii ki beraberinde “az” olanı da getiriyor – ki kullanmayı çok sevdiğim bir kelimedir..., ama “yeni” kelimesini benden çok duymamış olabilirsiniz. Çoğunlukla, “elimizde olanlarla idare etme”, “yeniden değerlendirme”, gibi kavramları
benden duymaya daha alışkınsınızdır diye düşünüyorum. Ama bu sonbahar diğerlerinden farklı olacak. Neden derseniz, fazla sıcak bir yaz geçirdik ve geçirmeye de devam ediyoruz. Bu kadar fazla ateş enerjisi yıpranma oluşturur ve gerçekten yepyeni bir
şeylerle tedavisi mümkündür. Onun için bu sonbahar evleri olabildiğince “yepyeni” olacak...
İsterseniz şimdiden düşünmeye başlayın. Aceleci davranmayın, daha sonbahar rüzgarlarına ve ılık yağmurlara maalesef çok var; ama evinize farklı bir
gözle bakın. Eskiyen bir eşyanın yerine yenisini almaktan değil, daha farklı bir değişimden bahsediyorum.
Hani, hep gittiğiniz bir cafe, hep okuduğunuz belli bir tip kitap, ya da elbisenizi seçtiğiniz belli yerler vardır ya, işte burada biraz
durun...
Eviniz için belli bir alışveriş yeriniz var mı; yoksa her vitrin size cazip gelebiliyor mu? Ya da tam tersi sadece belli mağazalar ve markalar arasında sıkışıp kalmış durumda mısınız?
“Yepyeni”, kelimesi bunu da içerecek bu
sene. Farklı mağazalar, farklı markalar, farklı renkler, farklı dokular, farklı yerleşimler...
“Peki, alışmazsam, hiç sevmediğim bir şeyi mi alıp eve getireceğim?” gibi sorularınız olmaz diye düşünüyorum; çünkü insan ruhu değişimi sever.
Aslında çok uzun zaman önce yapmanız gereken bir şeyi de çeşitli nedenlerden dolayı ertelemiş, hatta hayatınızdan çıkarmış olabilirsiniz.
Şimdi kendinizi biraz özgür kılın. Bu yaz sıcağının dayanılmaz ağırlığına karşı kendinizi çok daha iyi
hissedeceksiniz. Bütün bir yaz evimiz ve ruhumuz dinlendiğine göre, artık işe koyulmanın zamanı...
İşe salondan başlayın. Şimdi her şeye yeniden başlama şansınız olsaydı eğer, ne almak isterdiniz? Kocaman bir kanepe mi, şık bir masa mı,
duvardan duvara bir kitaplık mı???
Ya da içinizde kalan ve “hiç cesaret edemeyeceğim” dediğiniz bir renk var mı? Hayalleriniz ertelemeyin. Çok pahalı bir işe girişmenize gerek yok. Kucak dolusu alışverişe de...
Sadece artık doğru
zamanın geldiğini hissedin.
Az, yepyeni ve farklı... Bu sezonun size ifade ettiği bu olsun, ne dersiniz?
Dr.Mimar LERZAN ARAS