Yaşadığınız mekanlarda neredeyse sonsuz çeşitlilikte bakma ve oturma yönü ile aktif ve pasif odalar yaratabilirsiniz. Ortaya koyacağınız şeyleri çevreden bağımsız sergileyemez veya oluşturamazsınız. Her zaman yaşadığınız çevrenin baş oyuncusu olarak
devam edeceksiniz. Çünkü gözlemci olan siz olduğunuz sürece , olaya tanıklık eden herkese ve her şeye rağmen göreceli olarak olayları gören ve yorumlayan siz olacaksınız. Siz olmazsanız, çevrenizden bahsedemeyiz. Şu anda da tüm genellemelere rağmen,
bu yazıyı okumakta olan sizin çevrenizden bahsediyoruz.
Sağlıklı bir çevre, kendisi çevrelenecek olan şeyi iyi tanımlamak ile mümkün olur. İnsanın uygarlık ile kazandığı alışkanlıklar, pek çok şeyi görmezden gelen , vurdumduymaz bir çevre
bilinci ortaya çıkarmıştır. Güneşin yönü ve bize getireceği sağlık yerine , arsaların getireceği rantlar önem kazanmıştır. İnsanların gözleri boyanmış ve tercihlerindeki öncelik sırası değişmiştir. Doğanın, doğal getirilerinden uzak olarak karar
verilmiş Yang ve Yin yönleri de yerini yurdunu şaşırmıştır.
İnsanlar, aktif Yang bölümlerinde çalıştıklarında en iyi performansı gösterirler. Ve pasif Yin bölümlerinde de en iyi şekilde dinlenirler. Yukarıdaki sebeplerden dolayıdır ki, bazı
evler bizi Yin bölümlerinde daha aktif, Yang bölümlerinde ise daha pasif olmaya yönlendirir. Bu elbette aslında arzu edilmeyen bir şeydir. Aslında bir mekanın baktığı yön , en çok Yang enerjisinin bulunduğu tarafta olarak düşünülmelidir. Yang
ve Yin tarafın neresi olacağı gayet açıktır. Gündoğumu ve öğle vakti, Dünya atmosferinin en çok Yang olduğu zamanlardır. Güneşin katettiği yolu unutarak yerleşimler hazırlarsak büyük hata yaparız.
Güneşin yolunu takip ederseniz, bir mekanın
içine Yang ‘ tan Yin ‘ e doğru yavaşça ve kolayca yerleşebilirsiniz. Eğer daha önce sizin adınıza alınmış kararlar doğrultusunda planı programı belli bir ev içine yerleşiyorsanız o zaman , ışık , ses ( gürültü ) ve ısı üçlüsünü dikkatle takip
etmeniz ve buna göre gözlem yaparak, seçtiğiniz mekanın içine uyum sağlayıp sağlamayacağınızı araştırmalısınız.
Ev kiralamaya gittiğimizde , bazen aklımızda bir kriter olur. “Mutfağı küçükse asla bu evi tutmam” gibi...
Bazen de ,
hiçbir kriter belirlemeden evlerin arasında fiyatlarına göre sürüklenirsiniz. Bazen ise, fiyatların çok yüksek olmasına rağmen seçimlerinizi yolundan çıkartan bir etki ile karşılaşır ve bazı çok önemli şeyleri unutma kararı alırız.
Yaşayacağınız mekanları seçmeden önce “ Ne istiyorum ? “ sorusunu yanıtlamış olmalısınız. Yukarıda belirttiğimiz üçlü doğrultusunda , aşağıdaki soruları yanıtlayabilirsiniz.
1. Evi neden değiştiriyorum ?
2. Evde kaç kişiyim ?
3. Evi hangi saatlerde yoğun olarak kullanıyorum ?
4. Hangi ev olursa olsun hangi şeyden kesinlikle vazgeçmem ?
5. Evin en önemli ve en çok kullanılan mekanı hangisidir ?
6. Evi değiştirmem en çok kimi etkileyecek ve nasıl
etkileyecek ?
7. Neden vazgeçmeyi göze alabilirim ?
8. Evi değiştirmek ile nelerden kurtuluyor, neleri kazanmak istiyorum ?
9. Evde ve yakınlarında bulunmasından hoşlanmadığım neler var ?
10. Evde ne kadar süre ile
bulunmayı düşünüyorum ?
11. Alışkanlıklarım nelerdir ve ne sıklıkta bunu gerçekleştiriyorum ?
12. Gürültüye ne kadar tahammül edebilirim ?
13. Isınmak benim için ne kadar önemli ?
14. Günün hangi saatinde uyanıyorum ?
Yukarıdaki soruları bireysel seçimlerinize göre uzatabilirsiniz. Önemli olan bu soruları önceden cevap vermiş olarak ev aramaya çıkmanızdır.
İç Mimar ve Feng Shui Uzmanı Funda Ceyhan
http://www.fengshuianalyst.com