Dün gece yatağınıza yatarken, büyük bir keyif ile uzandınız sevdiğiniz çarşaflara. Belki onu anneniz aldı, belki eşiniz, belki siz. İçin için size bunu hediye eden kendinizde dahil olmak üzere onu verene sevgi ile doldunuz. İyi ki yatağınız vardı.
Dışarının buz gibi soğuğu , camlarınızdan korkup geri döndü. Hem gelseydi bile, yorganınız vardı. Size ulaşamazdı.
Yastığınız yumuşacık. Başınız emin ellerde. Her gece keşke biraz daha bunun keyfini çıkarabilsem derken,
yorgunluğa yenik düşüp her seferinde uyuyorsunuz. Sabah iyice sıcaklamış vücudunuzu, yorganın altından zor çıkaracaksınız. Dışarısı soğuk...
Bir uyku serüveni her gece tekrarlanır hayatımızda. İki uyku arasında mı yaşamaktasınız
, yoksa sizin gününüz gözleriniz kapandığında mı başlıyor. Hiç düşündünüz mü ? Hangi iki şeyin arasına yaşamınızı sığdırmaktasınız. Bazılarımız gündüzü , bazılarımız gecenin karanlığını sever. Her ikisinde de büyük hikmetler saklıdır nasıl
olsa. Nereye giderseniz gidin, hayatın hediyesi bulur sizi.

Aydınlığın gücüne kendi gölgesini koyanlar, gecenin karanlığında ışığı yakanlar, hepimiz aynı güzel ışıltıyı yaymaktayız hayata. Hepimiz aynı sinyalleri
gönderiyoruz evrenin boşluğuna. Sevgiyi istememin türlü yollarından birini kullanıyoruz. Görünüşü ya da başkalığı diğerlerine göre ne konumda olursa olun, hepimiz aynı açık kollar ile bekliyoruz evrenin sevgisini. Güzel yaratıcının harika sevginin
herkese yettiğinden emin, her gün bıkmadan istiyoruz ondan. Hergünü dönüştürmemize yardım istiyoruz. Her günün diğer günden daha güzel olması için sık sık dua ediyoruz.
Kalıcı güzellikler elde etmenin , bir kalbi bir dua ile değiştirmenin,
bir mekanı bir niyet ile değiştirmekten hiç bir farkı yoktur. Eşyaların içine, onlara biçilen pahalardan başka bir şeyi, onlara olan sevginizi yerleştirirseniz, büyüleyici bir şey ile, size gelecek olan harika bir cevap, harika bir hediye ile
karşılaşırsınız.
Mekanlarınıza dualarınızdan uzak, sizi gülümsetmeyen, kalbinizi ısıtmayan eşyalar yerleştirirseniz, duasız kalan bir ruhun çektiği can sıkıntısı dolmaz mı etrafınıza ?
Sizi hastalıklarınızda sarsın diye
aldığınız bir hırka, sizi en pahalı takım elbiselerin ve gece kıyafetlerinin yarıştığı bir geceye alınmış elbiseden daha iyi ısıtmaz mı ?
Bana bir objenin renginin ya da şeklinin yaşamlarını ne kadar değiştirebileceğini soruyorlar
şüpheyle..Ben de onlara tüm kalbimle ne çok şeyin değişebileceğini anlatıyorum. Buna inanmasa idim, bana bu güzel cümleleri duyuran kaynağa asla ulaşamazdım. Etrafımı güzelleştirmemin ve bu güzelliği paylaşmanın yollarını aradım hep. Gönül gözünü,
bir çift gerçek göze bağlayanlara söz topladım. En zor kapıları zorladım. En girilmez yerleri merak ettim. En kapalı olanlarını kalp kapıları olarak buldum.
Ardından bir kıpırdanışın ne çok şeye fırtına misali estiğini anlatmaya çalıştım hep.
Bir çay kupasının sevgisinden, bir kitabın bilgeliğinden, bir gizli aydınlatmanın büyüleyici yansımalarından bahsettim. Bir mekana sığmaya çalışan kendim için ve ona ortak etmeye çalıştığım sevgilerimi yanıma yerleştirenlere hep dua ettim. Ve bir
mekanı hep hediye olarak gördüm. Çoğu zaman Chi ' nin kokusunu duydum. Ve ondan yoksun olan evlerin karanlıklarını gördüm. Onlara kokuşmuş giysiler giydiren ruhsuz tasarımcıları yadırgadım.
Kalbimin saflığını Feng Shui ile yeniden hatırladım.
Bana eşyanın doğasındaki büyüleyici gizemi hatırlatan yaratıcıya teşekkür ediyorum. Ve bu kez bu yazıyı daha fazla geç olmadan, sizinle içten bir teşekkürü paylaşmak için yazdım.
Ne değişir bugün yaşamınızda şimdiden bilemiyorum.
Fakat benim için Feng Shui tüm gördüklerimin , tüm kokladıklarımın ve tüm duyup, tattıklarımın ve tüm dokunduklarımın arasındaki büyüleyici bir gizemdir. Onu neredeyse tutacak gibiyim.
Lütfen siz de , size onu getiren bu harika şeye
uzanın. Bir yerde , merak ettiklerinizi yanıtlayacak harika bir sevgili olarak Feng Shui ' li bulacaksınız.

Bir hediye almanın olağanüstü keyfini, bir paketi sevgi ile paketlemiş bir eli hatırlayarak düğümleri çözmenin benzer tadını iç Mimari mesleğimi Feng Shui ile
bir edince yaşadım.
Bir kalemden bir kağıda bir cetvel ile dökülen onlarca ve binlerce metrelik, çizim kağıtlarının içine yayılmış tasarımların arasında uzun yıllar boğulduktan sonra, yüzeye çıkan suda baygın bir insan gibi derin nefes aldım.
Yarın denilen zamanı şimdiden hazırlamanın ve her zaman beni şaşmaz bir şekilde duyan o güzel yaratıcının güzel meleklerinin kanatlarına rüzgar olsun diye kesilmeyen bir ağacı bir mekana koymayı, emanet edilen bir cana bakmayı, en beyaz kanatları
şenlendirsin diye tüm renkleri kullandım.
Bana bunu güzelce yazmanın, koklamanın , tatmanın ve yansıtmanın gücünü veren güce şükran duyuyorum.
Hayatınızı güzelleştirmek ve hakettiğiniz yeri bulmak, onun o güzel sesini , evrenin o
harika titreşimini duymak için bana değil, önce kendinize izin verin.
Güzel bir buluşmanın önünde tek ve ilk engel ancak siz olabilirsiniz.
(Bu yazı "Sevgi Dünyası" dergisinde yayınlanmıştır.)
Saygılarımla,
İç Mimar ve Feng Shui uzmanı Funda Ceyhan