Gazeteci-Yazar Bedii Faik Akın, ''Mustafa'' belgeselinde Ulu Önder Atatürk'ün bugünkü nesile ''içki, sigara ve korku'' ile anlatıldığını kaydederek, ''Bu kadar insafsızlık olmaz'' dedi.
Atatürk'ün ebediyete intikalinin 70. yılı dolayısıyla
Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi'nde düzenlenen panelde, Atatürk'ün Başyazarı Falih Rıfkı Atay'ın en yakın çalışma arkadaşı Bedii Faik Akın, Atay'dan duyduğu Atatürk anılarını
anlattı.
Akın, Can Dündar tarafından hazırlanan ''Mustafa'' belgeselinin, ''belgeselle alakası olmadığını'' savunarak, şöyle konuştu:
''Bu niçin yapılmıştır? Yapan kişiye iftira etmek istemiyorum, ama Mustafa belgeselinde Atatürk, bugünkü
nesile içki sigara ve korku ile anlatılıyor. Bu kadar insafsızlık olmaz. Bence acınacak bir davranış. Belgesel objektif ciddi ve haysiyetli olmalı.''
Belgesele ''Mustafa'' adının verilmesini de eleştiren Akın, Atatürk'ün sadece çocukluk
döneminde ''Mustafa'' olduğunu, ilkokuldan sonra ''Kemal'' adını aldığını dile getirdi. Akın, ''Atatürk'ü 'Mustafa' olarak anmak, O'nu 'Kemal'e erdirmemek içindir'' dedi.
Bedii Faik Akın, Atatürk'e haksızlık ve saygısızlık yapılan bir belgeselin
galasının Atatürk'ün hayatını kaybettiği Dolmabahçe Sarayında gerçekleştirilmiş olmasının çok acı olduğunu da vurgulayarak, bazı devlet adamlarının belgeseli ayakta alkışlayıp övgüler yağdırmasını da üzüntü ve hayretle karşıladığını ifade etti.
Can Dündar'a devlet arşivlerinin ve belgelerinin hangi amaç ve zihniyetle açıldığını anlayamadığını belirten Akın, ''Acaba bu belgeleri inceleyip belgeseli hazırlayanların gereken bilgi ve birikimi var mıydı?'' şeklinde konuştu.
Belgeselde
bahsedilen ''Dört Mevsim'' tablosuna da değinen Akın, şunları kaydetti:
''Güya Atatürk hastalığının en ağırlaştığı dönemde o tabloya bakıp bu ülkeden ayrılmak, Selanik'e gitmek istemiş. Atatürk, hasta yatağında değil ülkesini terk etmek, siroz
nedeniyle karnından su alınırken Hatay'ı ana vatana katmayı başardı. Hasta yatağında ülkesinin sınırlarını genişletmeye çalışan bir liderin ülkesini terk etmek istediğini söylemek haksızlıktır. Ayrıca o tablo Atatürk'ün ölümünden sonra yapılan
dekorasyon sırasında saraya getirilmiştir. Atatürk yaşarken o tablo orada yoktu bile.''
Akın, Atay'ın Atatürk için, ''20. asrın en büyük Müslümanıdır'' dediğini anlatarak, Atatürk'ün ''dinliler'' ve ''dinciler'' diye iki ayrı tanım yaptığını ve
''dini dincilerin elinden kurtarmak istediğini'' ifade etti.
Atatürk'e ''dinsiz'' diyenlerin de O'na çok büyük haksızlık yaptığını vurgulayan Akın, Atatürk'ün İslamiyeti en iyi anlayan insanlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.