Danıştay'ın 140. kuruluş yıl dönümü ve “İdari Yargı Günü” dolayısıyla Danıştay'da düzenlenen törene çok sayıda davetli katıldı.
Danıştay, kuruluşunun 140. yıldönümünü kutluyor. Danıştay'da düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, askeri yargı üyelerinin temsilcileri ve
yüksek yargı organın üyeleri katıldı. Törende bir konuşma yapan Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, Danıştay'a düzenlenen saldırıyı hatırlatarak, "Danıştay 2. dairesine yapılan menfur saldırıda kaybettiğimiz yargı şehidi değerli meslektaşımız Mustafa
Yücel Özbilgin'i rahmet ve saygıyla anıyor, laik-demokratik-sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını yaşatmayı ve hukukun üstünlüğünü amaç edinen Danıştay için 17 Mayıs 2006'nın asla unutulmayacak bir gün olduğunu belirtmek
istiyorum" dedi. Kuvvetler ayrılığı ilkesine değinen Çörtoğlu, yargının yasama ve yürütmeden bağımsız olmasının ve her türlü baskı ve siyasal müdahaleden uzak çalışmasının hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin ön koşulu olduğunu
vurguladı.
Yargı kararlarına yönelik sert eleştirilere atıfta bulunan Çörtoğlu şöyle konuştu:
"Özellikle son yıllarda, kesinleşen yargı kararlarının eleştiri sınırlarını aşan, Danıştay'ı faaliyetlerine engel gösteren, görev ve
yetkisini aştığını ifade eden beyanları üzülerek izlediğimizi belirtmek istiyorum. Bu eleştiri ve değerlendirmelere çoğu zaman cevap vermeyişimiz, yüksek yargının saygınlığı ve tarafsızlığı konusunda gösterdiğimiz hassasiyetin ve anayasa tarafından
gerekliliği vurgulanan devlet organları arasındaki medeni işbirliği ve işbölümü anlayışının bir sonucudur. Hukukun üstünlüğünün sadece yargı organlarınca değil, devletin diğer organları tarafından da benimsenmesi zorunludur. Özenli bir üslupla
tartışılması gereken yargı kararlarının siyasi tartışmalara konu edilmesi, bu kararların hükümete karşı bir tavır gibi gösterilmesi suretiyle yargının kamuoyuna şikayet edilmesini doğru bulmuyor ve bu bağlamda Danıştay'a yöneltilen eleştiri ve
yakınmalarda haklılık payı görmüyoruz. Yargı kararlarının kamuoyunun eleştiri ve değerlendirme sınırları dışında kalan ayrıcalıklı konumları yoktur.
Yargı kararları da irdelenebilir, eleştirilebilir, hukuki bir tartışmaya konu edilebilir.
Ancak yargı yerlerinin devlet yapısı içindeki konumları ve işlevleri göz önünde bulundurularak eleştirilerde dikkatli ve duyarlı olmak, verdikleri kararlardan dolayı mensuplarını suçlayıcı ve hedef gösterici davranışlarda bulunmamak gerekir. Yargıya
güvensizlik yaratacak, yargı kurumlarını yıpratacak, vatandaşın hukuka ve mahkemelere olan inancını zedeleyecek her türlü eylem ve söylemden kaçınılması yargı bağımsızlığı ve hakim-savcı teminatının bir gereğidir. Yargı kararlarının uygulanması
hiçbir makam veya organın takdiri, beğenisi ve denetimine tabi olmadığı gibi sübjektif değerlendirmelere dayalı olarak, kısmen veya şeklen uygulanması da söz konusu da olamaz. Yargı kararlarının yerine getirilmesi, yalnızca kararı veren yargı yerinin
değil, aynı devletin saygınlığı ile de ilgilidir. Yargı denetimini etkisiz kılmaya, yargı kararlarını uygulamamaya, sonuçlarını bertaraf etmeye yönelik anayasal veya yasal değişiklik girişimi yargı bağımsızlığına ciddi darbe indireceği gibi toplumda
huzursuzluğa yol açacağı ihtimali hiçbir zaman gözlerden uzak tutulmamalıdır. Yargı dışındaki güçler, yargı üzerinde egemen olma, yargı mensuplarına yönelik maksatlı yorum ve nitelendirmelerde bulunmak suretiyle, yargı faaliyetini kontrol etme ve bu
yolla yargı mensuplarının hür iradeleriyle karar vermelerini etkileme hatta engelleme yanılgısına düşmemelidir."
Yargıya intikal eden konularda gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce yargı organlarını yönlendirme ve etki altına alma
girişimlerini doğru bulmadıklarını söyleyen Çörtoğlu, "Kendi ülkelerindeki yargı organlarına ve bu organların karar ve dava süreçlerine gösterdikleri saygıyı aynı şekilde Türk milleti adına karar veren bağımsız Türk yargısına da göstermelidirler"
diye konuştu. Devletin üniter yapısına da değinen Çörtoğlu, merkezi yönetim yerine yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin, merkezi yönetimin görev ve yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesinin ve idari yapıyla bağdaşmayan bölgesel yönetimlere yer
verilmesin Türkiye'nin üniter yapısını tartışma konusu edilmesine zemin hazırlama ihtimaline dikkat çekti.
Çörtoğlu, yeni anayasa çalışmaları konusuna da değinerek, anayasa değişikliğinin hukuki çerçeve içinde, anayasada öngörülen usul ve
şartlara uyularak, temel ve değişmez ilkelere ve bu konudaki yargı kararlarına uygun davranılmasıyla ancak mümkün olacağını kaydetti. Laiklik ilkesine vurgu yapan Çörtoğlu, "Cumhuriyetimizin özü ve ulusal yaşamımızın temeli olan laiklik ilkesi ve
laik eğitim kurumlarını dolaylı dahi olsa zaafa uğratacak hiçbir düzenlemenin iç hukukumuzda bireysel eğitim hakkımızın sağlanması olarak görülmesine olanak bulunmadığı gibi uluslararası hukukun evrensel ilkeleri karşısında da koruma ve himaye
görmesi söz konusu değildir. Cumhuriyetimizin temel ilkeleriyle evrensel değerlere uygun toplumun tüm kesimlerini kucaklayıp ihtiyaçlarına cevap veren insan hak ve özgürlüklerini daha ileriye götürüp, güvence altına almayı amaç edinen anayasa
değişikliği girişimlerini yerinde görüyoruz. Ancak anayasal ve yasal düzenlemelerin dış etkenlere bağlı olarak değil, Türk toplumunun ihtiyaçlarına bağlı olarak yapılmasına ve uluslararası hukukla uyumlu olmasına önem verilmesi gerektiğini
düşünüyoruz" dedi.
Danıştay'ın yeni anayasada yer almasını istediği talepleri sıralayan Çörtoğlu, cumhurbaşkanın yargı ile ilgili görev ve yetkilerinin gözden geçirilmesi ve yüksek mahkemelerin oluşumuna etkin katılımının sınırlandırılmasını,
tek başına yaptığı işlemler ile yüksek askeri şura kararlarının yargı denetimine açılmasını, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun oluşumu görev ve yetkilerinin gözden geçirilmesi ve kurul kararlarının yargı denetimine tabi olmasını, uyarma ve
kınama cezalarının yargı denetimi dışında tutulmasına neden olan anayasa hükmünün kaldırılmasını, yüce divanın oluşumunun yeniden düzenlenmesi ve bu görevin ceza ve idari yargıçlardan oluşturulacak bir kurula verilmesini istedi.