İstanbul'un her geçen gün büyüyen trafik sorunu şehri adeta yaşanılmaz hale getirdi. Altyapı yetersizliği, nüfus yoğunluğu, gün geçtikçe artan göç ve toplu taşıma sisteminin yetersizliği gibi sorunlara bir de metro ve yol yapım çalışmaları eklenince
İstanbul'da bir yerden bir yere gitmek imkansız hale geldi.
Her gün ortalama 640 aracın trafiğe katıldığı İstanbul, uzun süre devam eden kavşak, yol ve metro yapımı çalışmaları nedeniyle adeta şantiyeye dönüştü.
Yol
ortasında kavga
Çalışmaların zamanında bitmemesi, uyarı levhalarının yetersizliği, çalışma sonrası düzeltilmeyen yollar kazalara davetiye çıkarırken saatlerce trafikte beklemek zorunda kalan vatandaşı da çileden çıkarıyor. Yoğun
trafik nedeniyle sinirlerine hakim olamayan vatandaşların yol ortasında kavgaya tutuştuşuğunu görmek artık İstanbullular için hiç de şaşırtıcı bir manzara değil. Öyle ki birbirlerinin üzerilerine yürüyecek kadar çileden çıkan vatandaşları polis bile
güçlükle ayırıyabiliyor. Artık polisten bile çekinmeyen İstanbul halkı ne küfür etmekten ne de rahatça arıza şeridine girmekten çekinmiyor.
Ambulanslar bile sıkışıyor
Özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan İstanbul
trafiği sadece işlerine giden vatandaşın değil, belki de hayat mücadelesi veren hastaların da kabusu haline geliyor. Zira, hasta taşıyan ya da hastalara ulaşmaya çalışan ambülanslar bile yoğun trafik karşısında bir şey yapamıyor.
Vatandaş servisten inip yürüyor
Sabah saatlerinde felç olan trafik vatandaşı alternatif çareler üretmeye zorluyor. Saatlerce trafikte bekleyen ve iş yerlerine geç kalma tehlikesiyle karşı karşı kalan kimi vatandaşlar çareyi
servisten inip yürümekte buluyor.
Polis sigara içiyor, cep telefonuyla konuşuyor
İstanbul ulaşımının %89'u karayolları üzerinden sağlanırken, sadece % 7'si raylı sistem, %3'ü ise deniz üzerinden sağlanıyor. Toplu
taşıma araçlarına rağbet göstermeyen 12 milyonluk İstanbul halkı karayollarına hücum edince yoğunluğu düzenlemek de trafik polislerine düşüyor. İstanbul'da trafik hizmeti verilmeye çalışan yol uzunluğu yaklaşık 4 bin km. Bu yolda sadece 3 bin trafik
polisi görev yapıyor. Görev başında 'bekleyen' trafik polisleri ise önlerinden akıp giden trafiği izlemekle yetiniyor. Kimi polisler sigara içerek günü efkarını atıyor kimileri ise cep telefonları aracılığıyla sevdikleriyle muhabbet ediyor.
Uyarı levhaları yanlış
Tüm bu olumsuzluklara bir de uyarı levhalarının yanlış yönlendirmesi eklenince kazaya davetiye çıkarılıyor. Asya'dan Avrupa'ya 1'nci köprüyü kullanarak geçmek isteyen bir çok vatandaş bu anlamsız
levha yüzünden ya yanlış yola giriyor ya da gitmesi gereken yola dönmek için kendisinin ve başkalarının hayatını tehlikeye atıyor. Bu levha Çevreyolu'nu sağ okla gösterdiği için Avrupa yakasına geçmek isteyen araçlar sağa yöneliyor. Ancak bu levhadan
yaklaşık 100 metre sonra aynı istikamet sol okla gösterilince sürücüler panikle araçlarını sola kırıyor. Durumun farkına geç varan ve yanlış yola giren araçlar ise geri geri çıkarak asıl istikametlerine dönmeye çalışıyor. Bu durum trafiğin oluşmasına
yol açtığı gibi muhtemel kazalara da davetiye çıkarıyor.
Yanlış parklar çileden çıkartıyor
Toplu taşıma sisteminin yetersizliğinin yanı sıra sistemin düzgün işlediği yerlerde halkın toplu taşıma aracı kullanma
bilincinden yoksun olması özel araçların trafikte birikmesine sebep oluyor. Bu yoğunluğa bir de yanlış park yapan duyarsız sürücüler eklenince iş işten çıkıyor. Yanlış parklar sonucu yollardan bie şerit eksiliyor, zaten dar olan yollar iyice
daralıyor. Park etmiş araçların içinde uyuyan vatandaşlar ise vurdumduymazlığın ne boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor.
Köprü geçişi imkansız
İstanbul trafiğinden en çok etkilenenler ise her gün işe gitmek içim
köprüleri kullanan vatandaşlar. Sabah saatlerinde trafikte bekleyen vatandaşlar için durum akşam saatlerinde de değişmiyor. Günü yorgunluğu atmak için evinin yolunu tutan vatandaşlar yeni bir sinir harbiyle karşı karşıya kalıyor. Eve dönüş çilesi
vatandaşı çileden çıkarıyor. Vatandaşlar trafik yüzünden İstanbul'u terketmeyi bile göze alıyor.
Eğitim-öğretim aksıyor
İstanbul'un artık kronikleşen trafik sorunu eğitim-öğretime de darbe vuruyor. Okullarına zamanında
yetişemeyen öğrenciler hem geç kalma stresiyle boğuşuyor hem de derslerinden geri kalıyor. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer'e göre; trafik yüzünden derslerine geç kalan öğrenciler şiddet yanlılarının kucağına itiliyor. Geç geldiği için derse
alınmayan öğrenci ya okul bahçesinde ya da sokakta sahipsiz dolaşıyor. Bu da çocuklarımızı kötü niyetli insanlara yöneltiyor.
Özer'e göre 2.5 milyon öğrencinin öğrenim gördüğü İstanbul'un trafik sorunu vardiyeli eğitim sistemi sayesinde
çözülebilir. Bunun için eğitimin illerden alınıp ilçelere devredilmesi, her ilçenin okulun başlama saatine bölgesindeki trafiği göz önünde bulundurarak kendisi karar vermesi gerekiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinin %63'ünü ulaşıma
ayırdığını açıkladı. İstanbul trafiğinden kurtulmanın tek kurtuluşunu raylı sistemde gören uzmanlar geliştirdikleri 7.7 milyar dolarlık projeyle trafiğe çözüm arıyor. Ancak İstanbul'un gün geçtikçe artan trafik sorunu, yoğun göç engellenmediği ve
toplum bilinci artırılmadığı sürece önlenecek gibi görünmüyor.