Anneler Günü...
Her yıl aynı hatayı yapmaktan bir türlü vazgeçemiyorum. Mart ayının son pazarı annemi arayıp Anneler Günü’nü kutluyorum. Kadıncağız da her yıl "Bugün Anneler Günü değil evladım" diyor. Aslında annemi her gün arayıp Anneler Günü’nü kutlasam ne olur
sanki? Bunu da yapmıyorum. Bunu yapmadığım gibi mayıs ayındaki Anneler Günü’nü unutarak bir ayıp daha işliyorum. İngiltere’de Anneler Günü mart ayının son pazarı kutlanıyor. Bu sefer söz verdim kendi kendime, mayıs ayını unutmayacağım. Aslında
İngilizler de Anneler Günü’nü mayıs ayında kutlasalar ben de bu sorunları yaşamazdım. Ama İngilizler farklı olmayı seviyorlar. (Sağdan trafik, ağırlık birimleri, uzunluk ölçüleri hep farklıdır) Dünyanın yarısından çoğu Anneler Günü’nü
mayıs ayının ikinci pazar günü kutlarken İngilizler mart ayının son pazarını Anneler Günü olarak kabul etmişler. Aslında bu konuda İngilizler’i fazla suçlamak istemiyorum. Anneler Günü’nü değişik günlerde kutlayan ülkeler de var. Örneğin İspanya ve
Portekiz’de 8 Aralık’tır Anneler Günü. (Meryem Ana’nın anılmasıyla başlar) Norveç’te şubatın ikinci pazarı. Arjantin ve Yugoslavya’da (Sırbistan) Noel’den iki hafta önce, Hindistan’da ise ekimin ilk pazarı kutlanır. İngiltere’de anneler için
özel bir günün kutlanması 1600’lerde "Anneler Pazarı" olarak bilinen bir günle başlar. Bu, Paskalya’dan evvel gelen Büyük Perhiz’in dördüncü pazar günüydü ve anneleri onurlandırmak için kutlanırdı. Zamanla bu kutlama kilisenin hıristiyanları koruyan
ve manevi kuvvet veren gücü ile bağdaştırılarak bir festivale dönüştürüldü. İnsanlar annelerini kutsamak için mart ayının son pazarını Anneler Günü (Mothering Sunday) olarak seçtiler. Fakir halkın çoğu, zengin toprak ve malikane sahiplerinin
yanında hizmetli ve işçi olarak çalıştıklarından, evlerinden uzakta yaşıyorlardı. Bu günde annelerini ve ailelerini görmeleri için patronlar onlara izin veriyor, evlerine gönderiyordu. Bu gidişlerde genellikle "Anneler Keki" olarak bilinen bir kek
götürülür, aile yemeğinde tatlı süt içinde kaynatılmış ve güzel kokulu baharatlar ve şekerle çeşnilendirilmiş bir çeşit tatlı yenirdi. Kuzey İngiltere ve İskoçya’da günün favori yiyeceği ıslatılmış kuru bezelye unu ile yapılan ve tereyağında
kızartılıp tuz ve biberle tadlandırılan bir çeşit yöresel gözleme idi. Günümüze kadar gelen bir başka özel yiyecek "Simnel" keki olarak bilinen kuru meyve ile yapılmış zengin bir kek. Uzun bir oruçtan sonra Paskalya’da yeneceğinden kekin
dayanması gerekiyor. Bunun için de önce suda kaynatılıyor, sonra fırında pişiriliyor. Son olarak da üzeri safranla renklendirilip bademle tatlandırılan katı bir şekerli krema ile kaplanıyor. Ancak Anneler Günü yalnız hıristiyanlıkla gelen
bir kutlama değil. Başlangıcı tarihin derinliklerinde gömülü. Milattan çok önce Anadolu ve civarında yaşayan Frigyalılar’a ait en önemli tanrıça, gök ve yerin birleşmesinden doğan ve birçok tanrının anası olarak bilinen "Cybele" idi. Frigyalılar
onun için senede bir kez festival düzenlerdi. ABD’de 1864 doğumlu Anna Jarvis adlı bir kadın "Anneler Günü"nün gerçek anlamını Amerikalılar’a kabul ettiren kişidir. West Virginialı Anna, İç Savaş bittiğinde bir yaşındaymış. Çocukluğu, bu
kanlı savaşın ardından uzun bir süre devam eden ailelerarası uyuşmazlık, düşmanlık ve hatta nefret duyguları içinde geçer. Annesi herkes tarafından kutlanacak bir "Anneler Günü"nün bu nefreti dağıtabileceğine ve ülkelerine gerçek barışı
getirebileceğine inandığını söylermiş. Annesi ölünce Anna bu içten dileği gerçekleştirebilmek için çalışmış. 12 Mayıs 1907’de de anneleri hatırlamak için kilisede bir dua düzenletmiş. Bu olay Amerika’da Anneler Günü’nün başlangıcı olarak kabul
edilir. Nihayet 9 Mayıs 1914’de mayısın ikinci pazarı "Anneler Günü" olarak ilan edilmiş. Ancak Anna bununla da yetinmemiş, misyonuna devam etmiş. İşte bu çabanın sonucunda kendisi 1948’de öldüğünde, dünyada 40’tan fazla ülke bu özel günü kutlar
hale geldi. Bir çocuk doğduğu anda Bir anne doğmuş olur. Rajneesh Nevsal Elevli
|