Hayatımızın bir döneminde illa ki olanaksız bir sevgiliye takılır gönlümüz. Olmayacağı belli. Aslında olsa da olamayacaktır ya neyse.
Beynimizin bir bölümü tamamen iptal aynı yerde döner durur. Gece yatağa yatttığımızda gözümüzün önünde
belirmesinin çok ötesinde uykusuzluğa vuran duygular tavan yapar.
Artık o erişilmez kişinin yaşamı bizimkiyle birleşmiş ha gayret birlikte olmaktan çok daha fazla bir ilişki boyutuna gelmiştir. Gençlikte aşık olunan sanatçılarla yaşananlara eş
değer bir durumdur.
Arkadaşlarla bir araya gelindiğinde konu öyle veya böyle bu noktaya getirilir. Erişilmez sevgili hakkında tüm anlatılanlar tek tek dinlenir. Sevgilisiyle mutsuz muymuş :)) Ayrılırlar canım ... O çok sevilen kişinin
sevdiğinden ayrılmasının getirdiği sevinç, aslında bu platonik aşkın ne kadar aşk olmadığının göstergesidir ya, bunu anlamak için zamana, tecrübeye ihtiyaç vardır.
Yaşandığında kıymeti bilimeyen, tadına varılamayan onca aşk varken, olmayanının
hayaliyle mutlu olmayı seçtiğiniz bir dönemde farklı tecrübeler yaşarsınız. Genelde bu tarz sevgiler yıllar sürer. Ben insan yaşamında bu tip erişilemeyen aşkların, sevgilerin her zaman yaşayan tarafa bir şeyler kattığını düşünürüm. Öyle
veya böyle o gönül hissediyor ve yaşıyor ve bunlardan mutlaka bir şeyler alıyordur. Bir insana yakın olmadan onu tanımak, gözlemlemek kendinin bile bilmediği taraflarını görmek, insan ruhuna mutlaka birşeyler katar. Yaşamadığınız bir yaşamı
yaşamaktır bu; duyguyla
Seni yaşamazsam
gözüm açık, gönlüm aç gideceğim
ciğerci kedisinden beter
vitrin önünde yalanıp
bir çöplüğe geri döneceğim
Seni yaşamazsam
bir sevgiye hasret kalacak
bir çoşkuyu
kaçırmış olacağım
Seni yaşamazsam
geliş amacım yok olacak
boşuna inmiş, boşuna çıkmış
beyhude yaşamış olacağım
Seni yaşamazsam
Sen de beni yaşamamış
Olacaksın :)
Sevgiyle, ayla