2. El Araba
Satılık FIAT / TOFAŞ ALBEA - 1.2 SL
FIAT / TOFAŞ ALBEA
2004 / 145.000 km
12.000 YTL

Kadın Ana Sayfa   Güzellik   Moda   Hamilelik ve Bebek   Evlilik ve Aile   Çalışan Kadın  
Bizden Söylemesi   Süper Bebek  
“Dul” sözcüğü hala ürkütüyor mu?

“Dul” sözcüğü hala ürkütüyor mu?

Sakın duyduğunuzda uydurma haber olduğunu düşünüp, "Hadi canım, bu yüzyılda olmaz böyle şey" demeyin... Anadolu'da bir kadın bundan seneler önce eşini kaybettiğinde, "dul" imajının kendisine getireceği rahatsızlıklardan ve yalnız bir kadın olarak yaşamanın muhtemel güçlüklerinden öylesine ürküyor ki çareyi erkek kılığına girmekte buluyor; Yani anlayacağınız kendince korkularının sebebini ortadan kaldırıyor, kendini ortadan kaldırıyor.. 
 
Yalnızca erkek kılığına girmekle kalmayıp, köy kahvesindeki erkek sohbetlerine katılmaya ve zaman içinde öğrenebildiği bir erkek işini yapmaya da başlıyor... Üstelik inandırıcı olsun diye sık sık "tıraş" olarak yüzünde az da olsa "sakal" çıkarmaya çabalayan yetmiş yaşlarındaki bu kadıncağızı, "teyze" yerine "amca" hitabı ile çağırabileceğinizi habere ait fotoğrafa bakıp anladığınızda, tek-tük beyazlamış sakalıyla bunu da başarmış(!) olduğunu görebiliyorsunuz.
 
Bu haber için ilk okuduğu anda kim ne düşünür acaba? İlginç bir şekilde "kadın", "tıraş" ve "sakal" sözcüklerinin aynı paragrafta yer alması, epilasyon konusunda her geçen gün farklı yöntemler geliştirmeye çalışan araştırmacılara “kimler için çalışıyor olduklarını” mı sorgulatır ya da modacılar erkek kılığına girecek daha başka kadınlar için “kullanışlı yeni kreasyonlar” mı belirler bilinmez ama önce bir insan, sonra da bir kadın olarak beni çok duygulandırdı.
 
Üzücü, gerçekten de çok üzücü... Durup düşünüyorsunuz; "Nedir bu kadını gencecik yaşında alından-yeşilinden vazgeçiren" diyorsunuz. Cidden nedir uzun saçlarından, kadınca gülen gözlerinden, nalınından-terliğinden, nazar boncuğundan, utanarak gülüşülen kadınca sohbetlerin pembeliğinden alıkoyan... Sesini, yüzünü, yürüyüşünü kısacası yaradılışını-doğasını alt üst eden? Böylesine radikal biçimde olmasa ve ilk bakışta anlaşılmasa bile, bu korkularla alt üst olmuş daha kaç hayat olabileceğini düşünüyorsunuz.
 
Peki, herhangi bir erkek ne yapardı böylesi bir durumda? Ben "kesinlikle" sözcüğünün, (binde bir ihtimalleri bile yok saydığını düşünerek) yerine insaflıca bir ifade ile "muhtemelen" demeyi tercih ediyor ve “muhtemelen bir erkek hayat yoluna kaldığı yerden, hem de göğsünü gere gere devam ederdi” diyorum. Bu noktada duruşundan ve bildiklerinden taviz, fedakarlık, utanıp-sıkılmak, depresyon-demoralizasyon-dış dünyadan izolasyon ve ölene kadar sürecek inziva kadına kalmış oluyor öyle mi? Biz cümle içinde geçecek tek bir "kesinlikle" sözü için bile insaftan uzaklaşmanın kaygılarını yaşarken, toplum sanki bu konuda kadına insafı unutmuş gibi duruyor.
 
Hiç bir evlilik noktalanması için yapılmamıştır, bunun gibi tabiatta hiç bir "inşa edilmiş" durup dururken yıkılmaz; öyleyse şartlar bir süre veya sürekli yalnız yaşamayı gerektirdiğinde hayatın tek bir insan omzuna yüklenmiş sorumluluğuna, toplumsal baskıları eklemenin hiç gereği yok diye düşünüyorum. Aksine onursuz bir birlikteliği sürdürmektense, onurlu bir yalnızlığı üstlenmiş herkesin, bırakın art niyetli bakışları, birer şeref payesi bile hak ettiğini söylemek yanlış olmaz sanıyorum. 

Aslında bizim derdimiz; az çalışmak, gerekmediği kadar fazla konuşmak ve kendi önümüzdekinden çok başkalarının tabağında ne olduğu ile ilgilenmek... Kadın yada erkek, medeni halimiz önce kendimizi ilgilendirir. Üstelik bu durum bazen kıyafetimiz, saç rengimiz, aksesuarımız gibi yalnızca "öyle tercih edildiğinden" yaşanan bir seçim olabiliyorken, bazen de boyumuz, ses tonumuz gibi değiştirilmesi güç mecburiyetlerimizdir. Ancak, her ne olursa olsun yorumu kimsenin ilgi alanına girmez ve yalnızca bize aittir.
 
Bizler yaşadığımız yerler itibarıyla yazımızın başındaki örnekte bahsi geçen kadından biraz daha şanslıyız, üstelik çalışıyor ve hayatımızı kendimiz kazanıyoruz. Öte yandan kendi başımıza ne kadar yükseğe tırmanmış ve neyi başarmış olursak olalım, doğru bir evliliğin güzelliklerinin ve hayata karşı bir yerine iki kişi durmanın daha az yıpratıcılığının elbette farkındayız… Fakat yalnız yaşamamız gerektiğinde de bundan utanmıyor, aksine kendimizle ve gücümüzle gurur duyuyoruz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın,

Hatice Olgun

29.08.2007
   
Haberi arkadaşına gönder
Haberi yazdır
 
Diğer Yazılar
Baba bana şöhret al (28.08.2008)
Bize altın yakışır.. (21.08.2008)
Güngören’de dünü görmeyenler… (29.07.2008)
Kim aşık, kim azgın teke? (17.07.2008)
Kadınlar mı, erkekler mi daha çok yoruluyor? (02.06.2008)
Bırakın erkekler maça gitsin (06.05.2008)
Buruk bir doğum günü (17.04.2008)
Erkeksiz alışveriş daha rahat (03.03.2008)
Saçlarımız ve erkekler…. (13.02.2008)
Çalışan kadın aldatır mı? (28.01.2008)
Siz "özel bir kadın" mısınız? (15.01.2008)
Maço kadınlar, zarif erkekler (03.01.2008)
Doğurgan Dönem
Hamilelik
Hamilelikte Kilo Alımı
Tahmini Doğum
Bebeğin Gelişimi
Gebelik Haftaları ve Fetus Ağırlığı
Bebek
Aşı Takvimi
Katı Yiyeceğe Geçiş
Bebeğinizin Burcu
  Yazarlarımız
Baba bana şöhret al
Hafta başından beri izinliyim… Pazartesi işyerime uğrayıp önce iznimi ...
Kurşun kalemle yazılacak insanlar
Ağustos sıcağından bunalmış bir vaziyette caddede yürürken, bana hayat...
Yazın aksesuar trendleri
Bu yaz bir sürü farklı model kıyafet vitrinleri süslemekte. Siz bu far...
  En çok okunanlar
Ergenlik çağı sorunları ve aile (Evlilik ve Aile)
Oruç anne ve bebeği için risktir (Hamilelik ve Bebek)
Çıplak erkek seksi değil (Bizden Söylemesi)
Göz altı torbalarına ve morluklarına kalıcı çözüm (Güzellik)
Doğru makyaj nasıl yapılır? (Güzellik)

 Uzmanlar, haber
     
Anket

Ten renginiz nedir?
 
 128755