Gerçek aşka sonsuz saygım var. Yaş farklarının, elverişsiz medeni hallerin, mesafelerin ve hatta farklı dinlerin dahi "sevgi" karşısındaki hükümsüzlüğü sıkça tekerrür eden tarihtir biliyorum.
Ama elbette bütün bu hoşgörüm, bütün bu geniş
bakışım yalnızca "gerçek aşk"ların tırnak içine alınmışlığı kadar genellenebilir. Yoksa, bahsettiğimiz keyifli vakit geçirmek, beğeni, hoşlanma ve benzerleri ise yukarıdaki tüm "tolerans"ın ağzımdan çıkmadığını var sayın
gitsin.
Peki nedir gerçek aşkın ölçüsü? Bir yerde okumuştum yürekten katılıyorum ki o da bence şudur; Gerçek aşk; her şey gayet yolundayken sevdiğiniz adamı/kadını gözlerinizi kapamış öperken, "Bir kaç saniye sonra gözünüzü
açtığınızda; parasını, şöhretini ve hatta bir ayağını kaybetmiş haliyle de sevip, hiç tereddütsüz aynı öpücüğü kondurabileceğiniz" sevgidir diyebiliriz.
Ölçüsü budur, daha azıyla ilgilenmez. Öylesine kıt bulunur ki yeryüzünde, sırf bu
yüzden birazcık "torpili, inisiyatifi, taban puanı, toplumsal kabullerin üstünde olmayı" kesinlikle hak eder.
Aşk ve toplumsal kabuller... Bu ikisi sıklıkla çatışır bilirsiniz. En son çatışmalarından birinde yıllardır ekranlarda
gördüğümüz Neco'yu taşıdı gündemine.
Neco'nun müziği ile hiç ilgilenmedim, sempati de duymam kendisine. Ama evliliğini bitirip bir başkasını sevdiğini saklamayışı ile de, "öteki kadın"la yeni yasal birlikteliği ile de ne kavgam ne
sıkıntım var. Yüreklice davrandığı için, gizli saklı yürütmektense meşrulaştırmak adına bütün göze aldıkları için tebrik edebilirim ancak.
Bunun dışında "aman da ne çok yaş farkı varmış", "yahu bu yaşta bu ne aşkıymış?"
zihniyetlerine "hadi canım, siz bakın kendi işinize" derim ben.
Gece yarısı araba içlerinde, kulüp çıkışlarında (ve dikkatinizi çekerim her seferinde bir başkasıyla) görüntülenip de, yanındaki kadını ortalık yerde bırakarak tabana kuvvet
kaçan "bekar" ve "genç" delikanlıları da hatırlatarak "arkasında durulan" her şeyin, "hem de her yaşta" saygı hak ettiğini belirtmek isterim.
Nükhet Duru'nun o günlerde sıkça telaffuz ettiği "azgın teke" sözünü ise, hiç açık etmeden,
"arlı-edepli tribünleri"nde en önden yer tutup da, torunu yaşındakilerle gönül eğlendirenlere iade edilmek üzere sağ cepte tutuyorum.
Bu "torunu yaşındaki" sözü kulağıma o denli ilkel geliyor ki; Onca genç ve güzel İngiliz kızı varken
Camilla'nın first leydi olduğu "haddini bilen" öteki dünyadan bize dönüp bakınca, liseli kız çocuklarıyla çekilmiş "gocuman" Nuri Sesigüzel klipleri inandırıcılıktan uzak ve samimiyetsiz geliyor, kimse kusura bakmasın.
Peki ya
hukuksal sürecinin sona ermemişliği yüzünden delillere rağmen "iddia" adı altında konuşulan Hüseyin Üzmez davası ne olacak?
Şimdi, ben de hiç tanımadığım birini savunup "kara gün tavrı" sergilemek isterdim; Neco gibi "aşk yaşa bakmaz"
deyip arkasında sıkıca dururdum da; Birincisi Neco'nun yirmibeş civarı yaş farkına karşılık, altmışa yakın yaş farkını hesaba dahi dilim varmıyor.
İkincisi de zaten son evliliğini yine torunu yaşındaki bir genç kızcağızla yapmış
olunca, bu beyefendi "meşruiyete taşınmış seviyeli aşk" hakkını bu son evlilikle kullanmış oluyor...
Ondan sonrası alışkanlığa giriyor ki ne taraf olmak ne de savunmak mümkün değil...
Hatice Olgun
haticeolgun2@gmail.com