Keman, flüt, obua gibi klasik Batı müziği enstrümanları ile birlikte bir klasik Türk müziği enstrümanı olan yaylı tamburu, heavy metal potasında başarıyla eriten Almora kalabalık bir kadroya sahip. Birbirinden sempatik 7 müzisyenden oluşan grup
ülkemizde heavy metal müziğinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesini sağlayan nadir gruplardan. Sahne performansıyla da izleyenlerine hayli keyifli anlar yaşatan Almora bugüne kadar dünyaca ünlü birçok heavy metal grubuyla (Dio, Kreator, Tankard,
Opeth ve Therion) aynı sahneyi paylaştı ve gösterdiği performans ile birçok müzik otoritesinden tam not almayı başardı… Şimdi böylesine başarılı bir grubun tarihine kısa bir yolculuk yapalım:
Almora yoluna Şubat 2002’de yayınladığı
Standing Still & Cyrano EP’si ile başladı.Bu çalışmanın üzerinden yaklaşık 6 ay geçtikten sonra Zihni Müzik etiketiyle debut albüm “Gates of Time”ı yayınlayan grup, bu albüm ile birçok başarıya imza attı. İstanbul Kemancı Ödülleri’nde alınan
“yılın yeni topluluğu ödülü” ve Ürdün’de yılın en çok satan heavy metal albümleri arasına girmesi bunlardan sadece birkaçı… Gates of Time albümünün getirdiği başarılardan rehavete kapılmayan Almora kolları sıvayarak hemen ikinci albüm çalışmalarına
başladı ve tam 1 yıl sonra Ekim 2003’te ikinci albüm “Kalihora’s Song”u Zihni Müzik etiketiyle yayınladı. İlk albümden bu yana grup birçok yerde konserler verdi. Bu konserlerdeki performansı ile seyircisinden tam not almayı başardı.
Almora üçüncü albümün kayıtları için 2004’ün mayıs ayında stüdyoya girdi. Büyük bir titizlikle hazırlanmış düzenlemeler yine büyük bir titizlikle çalınıp kaydedildi. Grup elemanları daha önceki albüm tecrübelerinin getirdiği profesyonellikle
görevlerini üstün performans sergileyerek yerlerine getirdiler (buna bizzat tanık olan kişi olarak söylüyorum - GB). Ve o çalışmanın ürünü “Shehrâzad” ikinci albümün çıkış tarihinden 11 ay sonra Eylül 2004’te Zihni Müzik etiketiyle yayınlandı.
Albümün galası 26 Ekim 2004 Therion İstanbul konserinde albümde yer alan yaylı grubu ile yapıldı.Gerek vokaller için gerekse de diğer bütün enstrümanlar için yapılan çoksesli düzenlemeler, ilk defa kullanılan yaylı grubu ve kadın vokallerden oluşan
bir koro; Shehrâzad’ı Almora’yı müzikalite açısından daha önceki albümlerine göre birkaç adım öteye götürdü.Albümde biri enstrümantal toplam dokuz parça yer alıyor. Soner’in rüyasında bestelediği ve oda müziği kıvamındaki bir klasik gitar introsu ile
başlayan albümde; “Shehrazad”ı kadın korosu, “Fantasy”, “Rainbow”, “Güneşin Ozanları” ve “Dream On”u kadın vokalistleri, “Nightmare”, “To Live is To Fight” ve “Hold On To Your Dreams”i de erkek vokalistleri seslendiriyor. Ve dolayısıyla da
“Nightmare” albümün en sert parçası unvanını almaya hak kazanıyor.
2002 yılında İstanbul’da kurulan Almora hakkında grubun söz yazarı, bestecisi, aranjörü ve gitaristi Soner Canözer ile yaptığımız sohbeti bütün Almora sevenleriyle ve Almora’yı
sevecek olanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.
Son albümüz Shehrazad’ı biraz sizden dinleyebilir miyiz? Albümün beste-aranje çalışmaları nasıl, nerede, ne zaman başladı? Albümün kurgusunu ve parçaların öykülerini dinleyebilir
miyiz?
Soner Canözer: Shehrâzad’ın kayıt öncesi çalışmaları Ocak 2004’te Acil Club Stüdyosu’nda başladı. Daha önceden yazımını ve düzenlemesini bitirdiğim şarkıların icra çalışması mayıs ayına kadar sürdü. Mayıs ayı sonunda
Serdar Öztop’un stüdyosunda kayıtlara başladık ve albüm Eylül sonuna doğru çıktı. Bu albüm önceki iki albümümüzden farklı bir albüm. Shehrâzad konsept bir albüm değil. Ancak buna karşın tematik olarak birbirine yakın parçalardan oluşuyor. Albümdeki
şarkıların geneli, insanın hayallerine sahip çıkması gerektiğini ve mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmemesi gerektiğini vurguluyor. Bunların yanında “1001 gece masalları” ile ilgili olan iki çalışma var: “1001 Nights” ve “Shehrâzad”. “Güneşin Ozanları”
adlı parçamız ise 1993’te Sivas katliamında kaybettiğimiz insanlarımıza adanmış bir şarkı.