Obezitenin dünyada ve ülkemizde bir çığ gibi büyümesi ve sağlık üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlar, çeşitli pazarlama stratejilerinin etkisiyle zayıflamanın bir trend haline gelmesine ve bir sektör oluşturmasına yol açtı. Her geçen gün büyüyen
zayıflama sektöründe, zayıflamak isteyenlerin genelde mucize araması ve aceleci olması yeni metotların keşfedilmesini sağladı. Fakat her gün karşımıza çıkan bu zayıflama metotlarından hangisi gerçekten bilimsel, hangisi sağlığımız ve
duygularımızla oynuyor?
ZAYIFLAMANIN BİLİMSEL TEMELİ NEDİR?
Zayıflamanın altında yatan bilimsel temel, vücudun enerji dengesidir. Vücut, gün boyunca harcadığı enerjiden daha fazlasını besinler yoluyla alıyorsa kilo
almaya mahkûmdur. Bu mekanizmanın tersi ise zayıflamayı sağlar. Besinlerle alınan enerjiden daha fazlasını harcandığında kilo kaybı gözlenmeye başlar.
Sağlıklı ağırlık kaybı haftada 0,5 kg–1 kg arasında olmalıdır. Ayda 4–6 kg ağırlık
kaybı da sağlıklı kabul edilmektedir. Daha hızlı zayıflamaksa kişiye yarar değil, kısa ve uzun dönemde birçok zarar getirir.
BİLİMSEL OLMAYAN YÖNTEMLER HIZLI AĞIRLIK KAYBINI NASIL SAĞLAR?
Bilimsel olmayan bütün zayıflama
yöntemleri ve ürünleri arkalarını çok düşük kalorili diyetlere dayar. Fakat kişiler acilen zayıflamak istediklerinden ötürü bu gerçeği ya göz ardı ederler ya da fark etmezler. Oysa bu yöntemlerin “mucize” olmadığını kişiler kendilerine şu soruyu
sorarak anlayabilirler: “Eğer bu ürün beni zayıflatıyorsa, neden bütün gün –aç kalmak/bu sıvıyı içmek/bu tozu karıştırıp içmek/bütün gün sadece soda içmek vs..- zorundayım?”.
Bilimsel olmayan bütün zayıflama yöntemlerinin altında kişinin
sağlığına geri dönüşsüz zararlar veren açlık diyetleri yer alır. Kişi, günlük enerji ihtiyacının yarısından azını bile karşılayamadığından ötürü hızla kilo kaybederken, hala kullandığı ürünün/yöntemin işe yaradığını düşünmeye devam eder.
BİLİNÇSİZ VE HIZLI ZAYIFLAMA ÖLÜME YOL AÇABİLİR!
Açlık diyetleri ve çok düşük kalorili diyetler, sağlık üzerinde oldukça büyük zararlara yol açar. Bu zararların en temel nedeni, hızlı kilo kaybında, kaybedilen kilonun su ve
kas kitlesinden oluşmasıdır. Bu tür diyetlerde metabolizma hızı yavaşlar, kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, bayılma ve konsantrasyon güçlüğü ortaya çıkar. Ayrıca saç dökülmesi, tırnak kırılması ve cilt sorunları da gözlenir. Bu tür
diyetlerin en büyük tehlikesiyse tansiyon düşüklüğüne yol açmaları ve kalp ritmini bozmalarıdır. Kalp ritim bozukluğuna bağlı ani ölümler ortaya çıkabilir.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO) TEK BİR YÖNTEM ÖNERİYOR!
Dünya
Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere dünyada birçok sağlık kuruluşu, sağlıklı zayıflamanın tek bir yöntemi olduğunu savunuyor. Bu bilimsel zayıflama yönteminin üç farklı birleşeni bulunmakta. Bu bileşenler; sağlıklı beslenme ilkeleriyle örtüşen
beslenme programı, uygun düzeyde fiziksel aktivite ve davranış değişikliği tedavisidir.
Kişinin yaşı, cinsiyeti, vücut yapısı (yağ kitlesi, kas kitlesi, kas gücü vs.), sağlık durumu, hastalıkları ve kullanmakta olduğu ilaçlar, sosyal
yaşantısı, iş koşulları, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite düzeyi değerlendirilerek hazırlanmış bir beslenme programı, kişinin özelliklerine uygun bir egzersiz programı ile desteklendiğinde kişi sağlıklı bir şekilde kilo kaybeder. Bu
davranışları alışkanlık haline getirirse, yaşam boyu kilo yönetiminde başarı sağlar.
“Beslenme programınız parmak iziniz gibidir, sadece SİZE özeldir.”
Diyetisyen Gizem ŞEBER
Alman Hastanesi
Sıraselviler Cd.No:119
Taksim/İstanbul
0 212 293 21 50
diyetisyengizem@gmail.com
www.e-diyetisyen.com